Ekonomik birimlerde esas sermayenin oluşturulmasının farklı biçimleri vardır. Esas sermayeye konulan maddi duran varlıkların resmileştirilmesi sırasında ortaya çıkan soruları bağımsız denetçi Altay Cəfərov yanıtlıyor.
Kuruluşta oluşturulan veya sonradan artırılan esas sermaye; kurucular, ortaklar ve hissedarlar tarafından çeşitli biçimlerde sermaye katkısıyla resmileştirilir.
Esas sermaye hem para ve çeşitli haklar biçiminde, hem de arazi, binalar ve ekipmanlar (maddi duran varlıklar) biçiminde konulabilir. Uzmanlar için ilginç konulardan biri de esas sermayenin arazi, binalar ve ekipmanlar (maddi duran varlıklar) olarak oluşturulmasıdır.
Örneğin, “AA” MMC’nin (limited şirket) esas sermayesi 10.000 manat olsun ve kurucular kendilerine ait mülkler karşılığında esas sermayeyi 200.000 manat artırmaya karar versin. Kuruculardan biri esas sermayeye kendisine ait ekipman karşılığında 100.000 manat, diğeri ise gayrimenkul karşılığında 100.000 manat koymayı öneriyor.
Soru: Birinci kurucunun sermaye payı olarak koyacağı 100.000 manatlık ekipman nasıl resmileştirilmelidir?
Cevap: Normalde önerilen 100.000 manatlık ekipman kurucunun mülkiyetinde olmalıdır. Bazen ekipman kurucunun mülkiyetinde değil, kullanımında olur; ancak ekipmanın fiili sahibi, onun “AA” MMC’nin esas sermayesine pay olarak konulmasına onay verir. Bu durum pratikte güvenilir değildir. Ekipmanın doğrudan kurucunun mülkiyetinde olması daha uygundur. Böylece ileride hem MMC hem de ekipman sahibi için doğabilecek sorunların önüne geçilmiş olur. 100.000 manatlık ekipmanın önceden değerlemesinin yapılması tavsiye edilir. Ekipmanın ancak bundan sonra teslim-tesellüm belgeleriyle “AA” MMC’ye devredilmesi daha doğrudur.
Soru: Peki bu durumda ikinci kurucunun pay olarak koyacağı 100.000 manat değerindeki gayrimenkul (örneğin bina) nasıl resmileştirilmelidir?
Cevap: Binanın da kurucunun mülkiyetinde olması daha iyidir. Bu, ileride doğabilecek sorunları önceden önlemek için gereklidir. Burada da mülkün önceden değerlemesinin yapılması pratik açıdan daha uygundur ve bina, kurucu tarafından teslim-tesellüm belgeleriyle “AA” MMC’ye devredilmelidir.
Soru: “AA” MMC binayı teslim-tesellüm belgeleriyle bilançosuna alabilir mi?
Cevap: 100.000 manatlık gayrimenkulü yalnızca teslim-tesellüm belgeleriyle bilançoya almak doğru değildir. MMC kendi edindiği gayrimenkulleri bile maddi duran varlık olarak bilançoya alabilmek için devlet siciline tescil ettirmeli ve devlet sicilinde bu gayrimenkulün sahibi olarak tanınmalıdır.
Esas sermaye artırımı sırasında da “AA” MMC adına 100.000 manatlık gayrimenkul için devlet sicilinden kayıt belgesi (tapu) alınmalıdır.
Soru: Bina ancak sicilden kayıt belgesi alındıktan sonra mı maddi duran varlık olarak kayıtlara alınmalı, yoksa belge olmadan da kayda alınabilir mi?
Cevap: Ne muhasebe standartlarında ne de Vergi Məcəlləsi’nde (Azerbaycan Vergi Kanunu) böyle somut bir şart öngörülmüştür. Maddi duran varlık, oluşmuş tutarıyla kullanıma alındığında kayıtlara alınabilir ve amortismana tabi tutulabilir. Pay olarak verilen maddi duran varlığın mülkiyet hakkının kurucuda kalması ise bu varlık üzerindeki tasarruf yetkisinin kurucuda olduğu anlamına gelir; bu, varlığın “AA” MMC’nin bilançosuna tamamen geçtiği anlamına gelmez. Ayrıca binanın devlet siciline yeniden “AA” MMC adına tescil edilmesi, Mülki Məcəllə (Azerbaycan Medeni Kanunu) ve diğer mevzuatın gereğidir. Bu nedenle bu tür durumlarda binanın mülkiyet hakkı mutlaka “AA” MMC’ye geçmelidir.
Soru: Esas sermayede artırılan maddi duran varlıklar için amortisman ayrılmalı mıdır?
Cevap: Devredilen ve kurallar çerçevesinde bilançoya alınan maddi duran varlıklar için mevcut normlara uygun olarak amortisman ayrılmalıdır.
Kaynak: https://vergiler.az/news/taxes/11855.html.


